Johnny Depp ile Amber Heard davası, yalnızca şiddet iddialarının değil, psikolojinin kamuoyundaki konumunun da sınandığı bir dönüm noktasıydı. Bu davada tanıklık eden adli psikolog Dr. Shannon Curry, bilimsel değerlendirme ile toplumsal algı arasındaki uçurumun ortasında kaldı. Onun çapraz sorgusu, yalnızca bireysel bir savunma değil, psikoloji mesleğinin etik temelleri için de bir stres testine dönüştü.

Etik Alanın Daraldığı Bir Zemin: Bilim, Medya ve Güç
Mahkeme salonunda Dr. Curry’ye yöneltilen sorular, onun yalnızca uzmanlığını değil, etik görünümünü de sorguluyordu.
Avukatın vurgusu nettir: “Siz Johnny Depp’in evinde akşam yemeği yediniz.”
Bu soru, teknik olarak bir suçlama değil; ancak adli psikolojinin en hassas çizgisini gündeme getirir: mesleki mesafe.
Klinik psikolojide etik, yalnızca “doğruyu yapmak” değil, aynı zamanda “doğru görünmeyi” de içerir. Bir uzmanın taraflardan biriyle kişisel bir ortamda bir araya gelmesi —niyet ne kadar profesyonel olursa olsun— görünüşte önyargı (appearance of bias) yaratır. Bu tür durumlar, etik açıdan gri alanlardır: davranışın kendisi hatalı olmayabilir, fakat dışarıdan algısı bilimsel tarafsızlığa gölge düşürür.
:max_bytes(150000):strip_icc():focal(1406x614:1408x616)/amber-heard-Taormina-Film-Festival-071925-fa73bf12dada43ec94581cb8eeeae820.jpg)
Görünüşün Gücü: Etik Sadece Niyet Değil, Bağlamdır
Dr. Curry, söz konusu buluşmayı “ön görüşme” olarak tanımladı. Henüz resmi olarak görevlendirilmemişti, avukatlar kendisini tanımak istiyordu. Ancak görüşmenin bir tarafın evinde, yemek ve içecek eşliğinde gerçekleşmesi, etik açıdan sembolik bir kaymayı temsil eder.
Klinik psikolojide, özellikle adli bağlamda, bağlamın psikolojik etkisi eylemin niyeti kadar önemlidir. Çünkü ortam, bilinçdışı düzeyde bile güven, yakınlık ve aidiyet çağrışımları yaratabilir.
Bu durum, APA Etik İlkeleri’ndeki iki temel maddeyi doğrudan ilgilendirir:
- Standard 3.05 (Multiple Relationships): Uzmanın profesyonel rolü dışında başka bir ilişki veya etkileşim kurması, tarafsızlığı tehdit edebilir1.
- Standard 2.06 (Personal Biases): Uzmanın kişisel duygu veya ilişkilerinin, profesyonel yargısını etkilemesine izin vermemesi gerekir.
Dr. Curry’nin bu görüşme hakkındaki açıklaması mantıklı olsa da, etik değerlendirmenin odağı niyet değil, etki ve algıdır.
Etik bir davranış, yanlış niyetle bozulmaz; ancak yanlış sahnede, yanlış biçimde uygulandığında zarar görebilir.
Güven, doğru tanıdan önce gelir; çünkü etik bozulduğunda bilgi bile şüpheli olur.
Bilimsel Tarafsızlık: Verinin Ötesinde Bir Duruş
Çapraz sorgunun en kritik anı, avukatın şu sorusuydu:
“Johnny Depp yıllar önce Amber Heard’e ‘borderline kişilik bozukluğu’ demişti. Siz de benzer bir tanıya vardınız. Bu bir tesadüf mü?”
Dr. Curry’nin cevabı kısaydı: “Benim görüşlerim verilere dayanır.”
Bu cümle, etik açıdan savunulabilir bir profesyonel duruşu temsil eder — ancak aynı zamanda psikoloji biliminin en derin çelişkisini açığa çıkarır.
Çünkü veriyle hakikat arasında her zaman bir yorum mesafesi vardır.
Bir psikolog, “bilimsel veriler” üzerinden tanı koyarken bile, veriyi kimin topladığı, hangi bağlamda değerlendirildiği ve hangi güç ilişkileri içinde sunulduğu sorularından kaçamaz.
Adli psikolojide bu, epistemik etik2 sorunudur: Bilgi, yalnızca nesnel değil, güç ilişkileriyle de şekillenir.
Dolayısıyla Dr. Curry’nin yanıtı teknik olarak doğru, fakat etik açıdan eksiktir.
Bilimsel dürüstlük yalnızca verilere değil, verinin sınırlarını tanıma cesaretine dayanır.
Etik, yanlış yapmamak değil; yanlış anlaşılmayacak biçimde doğru durmaktır.
Etik Duruşun Kırılganlığı: “Muffin” Olayının Sembolizmi
Duruşmada sıkça alay konusu olan “muffin (küçük kek)” tartışması —Dr. Curry’nin eşi tarafından ofise getirilen muffinlerin mahkemede gündeme gelmesi— bir mizah unsuru gibi görünse de aslında derin bir metafor oluşturdu.
Psikoloji mesleğinde, en sıradan eylemler bile etik bir sembole dönüşebilir.
Curry’nin anlatımına göre bu basit bir günlük rutindi. Ancak kamuoyu için bu, “özel bir jestin” sembolü haline geldi.
Bu durum, bilim insanlarının kamusal temsil riskini bir kez daha hatırlattı:
Toplum, bilim insanını yalnızca ne söylediğiyle değil, nasıl göründüğüyle de yargılar.
Bu nedenle etik, yalnızca teorik bir rehber değil; görünür bir davranış biçimidir.
Bilim, yalnızca verilerle değil; veriye dokunan insanın niyetiyle ölçülür.
Klinik Psikoloji Etiği Açısından Sonuç
Dr. Shannon Curry’nin çapraz sorgusu, bir psikoloğun mahkemede değil, kamu vicdanında sınandığı bir andı.
O an bize şunu öğretti: Etik, yalnızca bilimsel yeterliliğin değil, mesleki bilincin sınavıdır.
- Bilimsel veri, etik bağlamdan bağımsız olamaz.
- Mesleki tarafsızlık, yalnızca zihin değil, görünüşle de korunur.
- Etik güven, niyetle değil, sembolik mesafeyle sürdürülür.
Bu olay, klinik psikoloji alanındaki herkes için bir hatırlatmadır:
Bir psikologun itibarı, verdiği tanılardan önce, kurduğu mesafenin kalitesiyle ölçülür.
Çünkü bilimin itibarı, yalnızca hakikati savunmakla değil, hakikatin görünüşünü korumakla başlar.
Bilimin Teşhiri: Klinik Psikolojinin Laboratuvardan Medya Sahnesine Taşınması
Johnny Depp–Amber Heard davasında Dr. Shannon Curry’nin çapraz sorgusu, psikolojinin tarihindeki en sembolik kırılma noktalarından birini temsil etti: bilim, laboratuvardan çıkarak medyanın sahnesine taşındı.
Bir zamanlar sessizlik, gizlilik ve etik mesafeyle örülü olan klinik psikoloji; artık kameralar, manşetler ve kamu yargısı altında sınanıyor. Bu dönüşüm, bilimin kendi doğasını kökten değiştiriyor. Çünkü psikoloji artık yalnızca insan zihnini anlamaya değil, kendini anlatmaya da mecbur bırakılıyor.

Curry’nin duruşmadaki varlığı, bir uzman tanıklığından çok, bilimin kamusal temsiline dönüştü. Mahkeme salonu bir laboratuvar değil, bir sahneydi — ve her soru, yalnızca bir bireyi değil, bir disiplini hedef alıyordu. Artık psikologun görevi sadece değerlendirme yapmak değil, değerlendirilmekti. Her cümle, her duruş, her jest bir etik imgeye dönüştü.
Bu olay, psikolojinin görünmez alanlardan kamusal göz önüne taşınmasının bedelini açık biçimde gösterdi. Medya, bilimin içeriğinden çok biçimiyle ilgileniyor; verinin yerini görünüş, tarafsızlığın yerini temsiliyet alıyor. Bir uzmanın nesnel raporu, bir anda sosyal medyada “hangi tarafa yakın durduğu” tartışmasına dönüşebiliyor. Böylece psikoloji, bilgi üretme gücünden çok, kamuoyunu ikna etme performansına indirgeniyor.
Dr. Curry vakası bu anlamda bireysel bir olay değil; bilimsel bilginin popüler kültürle çarpıştığı çağın anatomisidir. Klinik psikoloji ve psikiyatri, artık yalnızca ruhsal hastalıkları değil, kendi toplumsal imajını da yönetmek zorundadır. Çünkü modern dünyada bilimin gücü artık sessizlikte değil, görünürlükte sınanıyor.
Dr. Shannon Curry’nin Çapraz Sorgusu
- AV.: (avukat – çapraz sorguyu yapan)
- DR. CURRY: (tanık)
- HÂKİM: (yargıç / duruşmayı yöneten)
HÂKİM: Tamam, peki, yerlerinize geçebilirsiniz, tamam.
HÂKİM: Çapraz sorgu. Oturabilirsiniz.
AV.: Teşekkür ederim.
AV.: Dr. Curry, kurul sertifikanız yok, doğru mu?
DR. CURRY: Hayır, yok.
AV.: Klinik psikolojide de yok, adli psikolojide de yok, doğru mu?
DR. CURRY: Hayır.
DR. CURRY: Ben lisanslı bir klinik psikoloğum.
AV.: Ama kurul sertifikanız yok.
DR. CURRY: Yok.
AV.: Peki, ayrıca yaklaşık sekiz yıldır mı pratik yapıyorsunuz, doğru mu?
DR. CURRY: Bu doğru değil.
AV.: Kaç yıl?
DR. CURRY: On yıldır lisanslıyım.
AV.: Tamam.
DR. CURRY: Ve yaklaşık on beş yıldır pratik yapıyorum.
AV.: Tamam.
AV.: Ve buna Hawaii’deki farklı davalarınız ve ifade verdiğinizi söylediğiniz diğer her şey de dahil, doğru mu?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Tamam.
AV.: Şimdi, Sayın Depp’in evine akşam yemeği ve içecekler için gittiniz; bu davada bilirkişi olarak tutulmadan önce, doğru mu?
DR. CURRY: Tam olarak öyle değil.
DR. CURRY: Doğru olan şu ki, Sayın Depp’in evinde hukuk ekibi tarafından mülakat edildim; yemek servis edildi.
AV.: Katılanlar arasında Sayın Depp’in avukatı Adam Waldman vardı, doğru mu?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Ben Chew?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Camille Vasquez?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Tamam.
AV.: Ve akşam yemeği yaklaşık üç-dört saat sürdü, doğru mu?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Ve bu sürece mülakatlar da dahildi, doğru mu?
DR. CURRY: Evet. Yemek ve sanırım içecekler servis edildi.
AV.: Tamam.
AV.: Ve bu, bilirkişi olarak tutulmanızdan önceydi, doğru mu?
DR. CURRY: Evet. Bu bir mülakattı; beni tutup tutmamaya dair bilinçli bir karar verebilmeleri içindi.
AV.: Sayın Depp’in, Amber Heard aleyhine tanıklık edip etmeyeceğinize karar vermek için sizi bizzat mülakat etmesi sizce biraz garip değil mi?
DR. CURRY: Ben hukuk ekibi tarafından mülakat edildim ve Sayın Depp oradaydı.
AV.: Burası onun eviydi, doğru mu?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Ve yemek ve içecekler onun evinde servis edildi.
DR. CURRY: Yemeği o servis etmiyordu ve içmiyordu; bu onun evindeydi.
AV.: Onun talebiyle evinde gerçekleşti, doğru mu?
DR. CURRY: Evet, evindeydi.
AV.: Tamam.
AV.: Ve sizinle Camille Vasquez, yani toplulukta tanıdığınız biri, Şubat 2020’de iletişime geçti, doğru mu?
DR. CURRY: Vasquez’i mesleki olarak tanıyordum; aynı şehirde yaşıyoruz ve ben birçok avukatla çalışırım.
AV.: Tamam.
AV.: O zamanda siz, sadece Johnny Depp’i tanımıyordunuz; bir dizi TV ve film rolünü de görmüştünüz ve iyi bir oyuncu olduğunu düşünüyordunuz, doğru mu?
DR. CURRY: Doğru değil; Johnny Depp’i tanımıyordum.
AV.: Kastım, filmlerinin birkaçını gördünüz.
DR. CURRY: Kim olduğunu biliyordum.
AV.: Ve iyi bir oyuncu olduğunu düşünüyordunuz.
DR. CURRY: Evet.
AV.: Tamam.
AV.: Ve sonra, bu davada Amber’ı hiç görmeden veya herhangi bir belge ya da kaydı inceleme fırsatı bulmadan önce, bilirkişi beyanı sundunuz, doğru mu?
DR. CURRY: Bilirkişi beyanını ben sunmadım; bu avukatların işi.
DR. CURRY: Benim görüşlerim raporumda yer alır.
AV.: Davacıların 884 numaralı delili lütfen.
AV.: Bu, bu davada davacının bilirkişi tanımlamasıdır.
AV.: Ve bu Şubat 2021 tarihli; bu da Sayın Depp’in evindeki akşam yemeğinden bir yıl sonra, doğru mu?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Tamam.
AV.: Ve sayfa 13’e giderseniz, üç görüşünüz olduğunu söylüyor.
AV.: İlkinde Amber Heard’ın, “eşzamanlı görülen B kümesi kişilik bozukluğu özellikleriyle tutarlı davranış örüntüleri sergilediği, özellikle sınırda kişilik bozukluğu” yazıyor. Doğru mu okudum?
DR. CURRY: Burada öyle yazıyor; bu benim görüşüm değil.
AV.: Peki ama bu, mevcut görüş olarak yazılmış.
DR. CURRY: Ama o zaman bu benim görüşüm değildi; o tarihte hiçbir görüşüm yoktu.
AV.: “Dr. Curry tanıklık edecek” diyor, doğru mu?
DR. CURRY: Öyle yazıyor, evet.
AV.: Tamam.
AV.: Ve bu, Sayın Depp adına imzalı bir dilekçe, doğru mu?
DR. CURRY: “İmzalı dilekçe” ne demek tam anlamadım.
AV.: İmzalı dilekçenin ne olduğunu bilmiyor musunuz?
DR. CURRY: Hayır.
AV.: Şunu anlıyor musunuz: Bunu Sayın Depp’in avukatları hazırladı ve Ms. Heard’ün avukatlarına tebliğ etti.
DR. CURRY: Ben avukat değilim; bu prosedürlerin hepsini tam olarak anlamıyorum.
AV.: Tamam.
AV.: Sayın Depp’in, yıllar önce bir ses kaydında Amber Heard’e sınırda kişilik bozukluğu olduğunu söyleyerek takıldığının farkında mısınız?
DR. CURRY: Bu davada bunun farkına vardım, evet.
DR. CURRY: Yani, tam olarak takılma değil belki ama Sayın Depp’in bu ifadeyi kullandığını duydum.
AV.: Yani tesadüf mü ki, siz şimdi onun bu özelliklere sahip olduğunu düşünüyorsunuz; avukatlar Şubat 2021’de bunu yazmadan önce siz hiçbir şeye bakmamıştınız ve Sayın Depp de yıllar önce bu suçlamayı Ms. Heard’e yapmıştı?
DR. CURRY: Benim görüşlerim tesadüflere dayanmaz.
AV.: İtiraz!
HÂKİM: Evet?
AV.: Bileşik soru.
HÂKİM: İtirazı kabul ediyorum.
AV.: Peki o zaman şu tesadüf mü: Sayın Depp’in Heard’e bir ses kaydında takılması yıllar sonra, siz sınırda kişilik bozukluğu belirtileriyle geldiniz?
DR. CURRY: Tesadüf olup olmadığına dair konuşamam; söyleyebileceğim, görüşlerimin değerlendirmemin sonuçlarına dayandığıdır.
AV.: Ve yine tesadüf mü ki, Sayın Depp’in avukatları bunu size atfetti; Şubat 2021’de siz hiçbir şeye bakmadan önce?
DR. CURRY: Emin değilim.
AV.: Tamam.
AV.: Şunu kabul eder misiniz: Sınırda kişilik bozukluğu tanısı kadınlara orantısız biçimde konur?
DR. CURRY: Hayır, tam öyle değil.
AV.: %75?
DR. CURRY: İfade ediş biçiminiz tam doğru değil.
AV.: Doğrusunu söyleyin.
DR. CURRY: Şöyle: Bipolar bozukluk tanısı alan kadınlar erkeklerden daha fazladır; kadınlarda daha yaygındır.
AV.: Ve travma, sınırda kişilik bozukluğuna yol açabilir, değil mi?
DR. CURRY: Hayır.
AV.: Asla?
DR. CURRY: Şu an bildiğimiz, sınırda kişilik bozukluğu olan kişiler arasında çocukluk çağı travması yaşamış olanlar var; aynı zamanda hiç çocukluk travması olmayanlar da var. Yani çoğu kişilik bozukluğunda olduğu gibi—ve genel olarak ruh sağlığı sorunlarının çoğunda olduğu gibi—biyolojik bir bileşen var. Araştırmalar genetik ve muhtemel nörolojik bileşeni destekliyor; ayrıca çevresel bileşen genetik işaretleyicileri tetikleyebilir.
AV.: Yakın eş şiddeti mağduru (IPV) kadınların yüzde kaçına sınırda kişilik bozukluğu tanısı konur, biliyor musunuz?
DR. CURRY: Kafadan bir yüzde söyleyemem ama şunu biliyorum: Sınırda kişilik bozukluğu olan kadınlarda, IPV ilişkilerine karışma—şiddet görme ve şiddet uygulama—prevalansı daha yüksektir.
AV.: Şimdi sizden bipolar bozukluğu olup olmadığına ilişkin bilirkişi olarak tanıklık etmeniz hiç istenmedi, doğru mu?
DR. CURRY: Bipolar bozukluk mu?
AV.: Evet.
DR. CURRY: Bu doğru değil.
AV.: Tamam.
AV.: Teşekkürler.
DR. CURRY: Teşekkürler.
AV.: Bu davada ifadeniz alındı.
DR. CURRY: Evet, 21 Mart 2022’de; öyleydi sanıyorum.
AV.: Ve o sırada yeminliydiniz.
DR. CURRY: Evet.
AV.: Sizden sayfa 207’ye bakmanızı isteyeceğim… Soru şuydu: “Bipolar bozukluğu olup olmadığına ilişkin bilirkişi olarak tanıklık etmeniz sizden hiç istendi mi?” O zamanki cevabınız?
DR. CURRY: (207, satır 5) Hayır.
AV.: Tamam, teşekkür ederim.
AV.: Şimdi, bu beyan Şubat 2021’de sunulduğunda, siz henüz “Ms. Heard, eşzamanlı B kümesi kişilik bozukluğu özellikleriyle tutarlı davranış örüntüleri sergiliyor; özellikle sınırda kişilik bozukluğu” görüşünü vermemiştiniz, doğru mu?
DR. CURRY: Üzgünüm, ilk kısmı kaçırdım; neydi?
AV.: Önünüzdeki davacı 884’te yazan bu beyan sunulduğunda, henüz o görüşü vermemiştiniz; doğru mu?
DR. CURRY: Hayır, hiçbir görüş bildirmemiştim; görüşlerim, değerlendirmemden sonra netleşti.
AV.: Yani bu çıktığında o görüşü vermemiştiniz.
DR. CURRY: Vermemiştim.
AV.: Tamam.
AV.: Şubat 2021’de yazılan ikinci görüş şuydu: “Ms. Heard, ilişkileri boyunca Mr. Depp’e karşı ağır fiziksel ve psikolojik IPV’yi tekraren ve karakterolojik olarak uygulamıştır.” Doğru mu okudum?
DR. CURRY: Orada “perpetrated (uygulamıştır)” yazıyor; bunun dışında evet.
AV.: Peki, bu dilekçede Şubat 2021’de sizin buna tanıklık edeceğiniz yazıyor, doğru mu?
DR. CURRY: Bu belgede öyle yazıyor.
AV.: Ve sizden, “herhangi birinin davranışsal ya da karakterolojik olarak IPV faili olup olmadığına” dair tanıklık etmeniz hiç istenmedi, doğru mu?
DR. CURRY: Soruyu tekrarlar mısınız? “Characterologically” kelimesi benim için zor.
AV.: “Herhangi birinin davranışsal ya da karakterolojik davranışlarının onu IPV faili olarak gösterebileceği konusunda” sizden hiç tanıklık etmeniz istenmedi, doğru mu?
DR. CURRY: Hayır, benden bunu yapmak için hiç tanıklık istenmedi.
AV.: Tamam.
AV.: Ve bu, Şubat 2021’de sizin görüşünüz değildi, doğru mu?
DR. CURRY: Hayır.
AV.: Ve aslında şimdi de böyle bir görüşte değilsiniz ve sizden böyle bir analiz ya da görüş vermeniz istenmedi, doğru mu?
DR. CURRY: Hayır—yani evet, doğru.
AV.: Doğru.
AV.: Tamam.
AV.: Ve siz bu görüşte hiç bulunmadınız, doğru mu?
DR. CURRY: Evet, doğru.
AV.: Üçüncü görüşünüze geçelim—sayfa 14’e bakabilirsek. “Ms. Heard’ın, Mr. Depp’e yönelik istismar iddialarının yanlış olduğunu düşündüren davranış örüntüleri sergilediği” yazıyor; görüyor musunuz?
DR. CURRY: Görüyorum.
DR. CURRY: “Bu, benim üçüncü görüşümdür” dediniz; bu benim görüşüm değil.
AV.: Peki ama bu dilekçede sizin buna tanıklık edeceğiniz yazıyor, doğru mu?
DR. CURRY: Evet, öyle yazıyor.
AV.: Ve bu, Şubat 2021’de sizin görüşünüz değildi, öyle mi?
DR. CURRY: Hayır. Dediğim gibi, o zaman henüz hiçbir görüş oluşturmuş değildim; yeni tutulmuştum.
AV.: Ve aslında bu davada bir bilirkişi olarak bu sonuca hiç varmadınız, doğru mu?
DR. CURRY: Verdiğim görüşler raporumda yer alıyor ve bugün onlara tanıklık ediyorum.
AV.: Ve bu davada bir bilirkişi olarak bu sonuca hiç varmadınız, doğru mu?
HÂKİM: İtirazı sürdürüyorum.
AV.: “Ms. Heard’ın, Mr. Depp’e yönelik istismar iddialarının yanlış olduğunu düşündüren davranış örüntüleri sergilediği” görüşüne hiç varmadınız, doğru mu?
DR. CURRY: Doğru.
AV.: Tamam.
AV.: Ve aslında “bu hiçbir zaman benim görüşüm olmadı” dediniz, doğru mu?
DR. CURRY: Şunu söylüyorum: Buradaki görüşler benim görüşlerim değil; benim görüşlerim raporumda yer alıyor.
AV.: Lütfen depozisyonunuzun 255. sayfasına bakın… Bağlam için 254’ten, satır 11’den başlayalım…
DR. CURRY: Tamam.
AV.: Soru: “‘Ms. Heard, Mr. Depp’e yönelik istismar iddialarının yanlış olduğunu düşündüren davranış örüntüleri sergiliyor.’ Şubat 2021’de görüşünüz bu muydu?” Cevabınız: “Hayır.” Doğru mu?
DR. CURRY: Doğru.
AV.: Sonra sordum: “Bu davada bilirkişi olarak görev yaptığınız süre boyunca bu sonuca hiç vardınız mı?”
AV.: Cevabınız—lütfen jüriye okuyun.
DR. CURRY: Evet—“Yani hayır, bu görev—” sözüm kesildi; özünde, “Bu benim görevim değildi; bunu belirlemek hiçbir zaman görevim olmadı” dedim.
AV.: “Bunu açıklayabilir miyim?” dediniz; “Hayır” denildi.
AV.: Ardından: “O halde, bu görüşe hiçbir zaman varmadığınızı söylemek adil olur mu?”
HÂKİM: İtiraz var.
AV.: Zorlanıyorsanız ben okuyayım; cevabınız yemin altında: “Bu benim görüşüm değil; hiçbir zaman da olmadı.” Doğru mu?
DR. CURRY: Tamam.
AV.: Sonra sordum: “Şubat 2021’de bu görüşler sanki size aitmiş gibi yazan kısmı kimin yazdığını biliyor musunuz?”
DR. CURRY: “Hayır” dedim.
AV.: Şimdi—bu ilk bilirkişi beyanı anında, hiçbir materyal incelememiş, hiçbir görüşe ulaşmamıştınız, doğru mu?
DR. CURRY: Sanırım materyalleri yeni yeni incelemeye başlamıştım.
DR. CURRY: Depozisyonumda belirttiğimi düşünüyorum; henüz bir görüş beyan etmemiştim.
DR. CURRY: İncelemeyi tamamlamamıştım ve bir değerlendirme yapmamıştım.
AV.: Ve aslında, IPV konusunda bilirkişi olarak hiç tanıklık etmediniz, doğru mu?
DR. CURRY: Öyle sanıyorum, doğru; ama tüm davalarımı hatırlamıyor olabilirim.
AV.: Sayfa 200, satır 17… Sorum: “Hiç IPV konusunda bilirkişi olarak tanıklık ettiniz mi?” Cevabınız, satır 22:
DR. CURRY: “Hayır.”
AV.: Ve IPV ile ilişkili duygusal sıkıntı zararları konusunda bilirkişi olarak hiç tanıklık etmediniz, doğru mu?
DR. CURRY: Doğru.
AV.: Ev içi şiddet veya istismarla ilişkili duygusal zararlar konusunda tanıklık etmeniz de hiç istenmedi, doğru mu?
DR. CURRY: “Doğru” demekte tereddüt ediyorum; 15 yıllık deneyimde davalar karmaşıktı; bileşen olabilir; ancak sırf bununla ilgili bir davayı açıkça hatırlamıyorum.
AV.: Sayfa 199, satır 20’ye gidelim… Sorum: “Ev içi şiddet veya istismarla ilişkili duygusal zararlar konusunda tanıklık etmeniz sizden hiç istendi mi?” Cevabınız yeminli olarak:
DR. CURRY: “Hayır.”
AV.: Ayrıca sizden, bir kişinin IPV’den kurtulduğunu iddia ederken doğruyu söyleyip söylemediği konusunda tanıklık etmeniz hiç istenmedi, doğru mu?
DR. CURRY: Doğru.
AV.: Ve bir kişinin IPV yaşayıp yaşamadığı, kurban ya da hayatta kalan olup olmadığı konusunda uzman olarak nitelendirilmediniz, doğru mu?
DR. CURRY: Bu, bir psikoloğun görevi kapsamı dışındadır; bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini biz belirlemeyiz; davranışı ve ruhsal durumu değerlendiririz; suç tespiti yapmayız.
AV.: Yani sizden buna tanıklık etmeniz istenmedi, doğru mu?
DR. CURRY: Bu, olan bir şey değil; dolayısıyla hayır, benden istenmedi.
AV.: Ve nihayetinde bu konuda hiçbir görüş sağlamanız da istenmedi, doğru mu?
DR. CURRY: Hayır, istenmedi.
AV.: Tamam.
AV.: Şimdi—siz hiçbir beyanınızda ya da raporunuzda, Sayın Depp’le buluşup akşam yemeği ve içecekler içtiğinizi belirtmediniz, değil mi?
DR. CURRY: Üzgünüm, tekrar eder misiniz?
AV.: Hiçbir beyanınızda ya da raporunuzda, Sayın Depp’le akşam yemeği ve içecek aldığınızı belirtmediniz, doğru mu?
DR. CURRY: Hukuk ekibi tarafından mülakat edildiğimi belirtmedim, hayır.
AV.: Ben farklı bir soru sordum.
AV.: Sayın Depp’le akşam yemeği yediğinizi ve içecek aldığınızı inkâr mı etmeye çalışıyorsunuz?
DR. CURRY: İnkâr etmeye çalışmıyorum ama tam olarak doğru söylemiyorsunuz.
AV.: Sayın Depp’le bunu yaptınız, değil mi?
DR. CURRY: Yaptım.
AV.: Ve Sayın Depp’le içki içtiniz, öyle mi?
DR. CURRY: İçecekler servis edildi; iki yıldan fazla oldu; yemekte bir içki almış olabilirim, evet.
AV.: Hatta bir “mule” tarzı bir içki aldığınızı düşündünüz, doğru mu?
DR. CURRY: Mümkün, evet.
AV.: Tamam.
AV.: Ve Sayın Depp, Sayın Waldman, Sayın Chew ve Ms. Vasquez’le birlikte Sayın Depp’in evinde üç-dört saat buluşup akşam yemeği ve içecekler aldığınızı belirtmediniz, doğru mu?
DR. CURRY: Belirtmedim; rapor açısından önemli değildi.
AV.: Bunu önemli görmüyorsunuz.
DR. CURRY: Doğru, görmüyorum.
AV.: Tamam.
AV.: Ama bir müvekkille ve avukatıyla, bilirkişi olarak tutulmadan önce veya sonra böyle buluşmanız daha önce hiç istendi mi?
DR. CURRY: Hayır.
AV.: Ve bunun bu davada uygun olduğunu, bunun yüksek profilli bir dava olmasına dayandırarak gerekçelendirdiniz.
DR. CURRY: Tam olarak öyle değil; bu davada şunu yaptım: önce bu konuda danıştım. Avukatları tarafından temsil edilen kişi avukatlarıyla birlikte ofisime gelemiyordu. Evet, bu çok görünür bir davaydı; uzun sürüyordu ve niteliklerim hakkında bilinçli karar verme ihtiyacı olacağını anladım.
AV.: Sayfa 240, satır 3—sorum: “Dava öznesiyle buluşmak oldukça alışılmadık, demez misiniz?”
AV.: Cevabınız: “Çok alışılmadık demem; tipik olarak yaptığım bir şey olmadığını söylerim. Ancak henüz tutulmamıştım; büyük, yüksek profilli bir davaydı ve bu denli yüksek profilli biri tarafından tutulurken avukatların huzurunda önceden beni görmesinin uygun olduğunu düşündüm.” Hatırlıyor musunuz?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Bunu yemin altında söylemiştiniz, doğru mu?
DR. CURRY: Doğru.
AV.: “Bunu daha önce hiç yaptınız mı?” dedim; “Hayır” dediniz.
DR. CURRY: Doğru.
AV.: “O zamandan beri yaptınız mı?” dedim; “Hayır” dediniz.
DR. CURRY: Doğru.
AV.: Tamam.
AV.: Şunu kabul eder misiniz: Eğer Sayın Depp lehine ve Ms. Heard aleyhine bir şey bulmasaydınız, bu davada bilirkişi olmazdınız; temelde, mahkemeye gelip “Heard haklı, Depp haksız” diyecekseniz…
DR. CURRY: Bir adli psikolog olarak yükümlülüğüm mahkemeye, yani delil değerlendirene karşıdır; bilim neyse onu sunarım—ne olursa olsun. Retainer sözleşmem bunu açıkça yazar ve—
AV.: Size bir soru soruyorum; lütfen soruyu yanıtlayın.
AV.: Soru: Ms. Heard lehine, Mr. Depp aleyhine bulgulara ulaşsaydınız, burada olmazdınız; doğru mu, tanıklık etmezdiniz?
AV.: İtiraz.
HÂKİM: …
AV.: Bu spekülasyon değil—
HÂKİM: İtiraz, spekülasyon. İtirazı kabul ediyorum; başka şekilde sorun.
AV.: Bu önyargıyla ilgili, sayın yargıç—
HÂKİM: İtirazı kabul ediyorum; sonraki soru.
AV.: Bu davaya dahil olduğunuz için o kadar heyecanlandınız ki, oldukça gizli bir konu olmasına rağmen, Ms. Heard’ün muayenesini yapacağınızı eşinize söylediniz, değil mi?
DR. CURRY: Bu doğru değil.
AV.: Sadece eşinize söylemekle kalmadınız; Ms. Heard’e de eşinize söylediğinizi söylediniz, doğru mu?
DR. CURRY: Ms. Bredehoft, bu doğru değil.
AV.: Doğru olan nedir?
DR. CURRY: Yanılıyorsunuz; bu doğru değil.
AV.: Bugün yemin altında ifadeniz şu mu: Amber’ın muayenesini yapacağınızı eşinize söylemediniz?
DR. CURRY: İfadem budur.
AV.: Sayfa 306’ya gidelim… Soru: “Muffinleri eşiniz getirdi, değil mi? Ve onları Ms. Heard’e verdiniz, doğru mu?”
DR. CURRY: Şu muffinleri konuşmayı bırakabilmemiz için olan biteni açıklayayım: O sabah hazırlanıyordum; sıklıkla ofise muffin getiririm. Eşim, o gün bir ünlü müşteri geleceğini biliyordu, çünkü böyle sabahlarda ofisi boşaltıp personeli diğer ofise geçiririz. Evet, hazırlanmaktaydım; evin yakınındaki fırına gidip muffinleri almasını istedim—geç kalıyordum. Sık sık bunu yapar. Muffinleri eve getirdi; ben de ofise getirdim. Ms. Heard ve ben muffinleri birlikte yedik. Sanırım “eşim sayesinde—muffinleri o aldı” gibi bir şey söyledim; yani, “bugün bunları eşim aldı; bu yüzden yiyoruz.”
AV.: 305–306’da “sık sık yüksek profilli müşteriler için muayeneler yaptığınızı” söylediğinizi ifade ettiniz mi?
DR. CURRY: Bakıp söyleyeyim…
AV.: 305, satır 15’ten başlayın; “yüksek profilli muayeneleri sıklıkla yaptığınızı” bir yerde söylediniz mi?
DR. CURRY: Katılmıyorum—yaklaşım yapabilir miyiz, lütfen?
AV.: Peki; eşiniz Amber Heard için muffinleri neden aldı?
DR. CURRY: Amber Heard için muffin almadı.
AV.: Yüksek profilli bir müşteriniz olacağını biliyordu; siz de uzun bir hazırlık yapıyordunuz ve ona muffinleri almasını söylediniz, doğru mu?
DR. CURRY: Muffinleri benim için almasını istedim, evet.
AV.: Tamam.
AV.: Şimdi şunu kabul eder misiniz: Ev içi şiddet sözlü olabilir.
DR. CURRY: Kesinlikle, evet.
AV.: Ev içi şiddet duygusal olabilir.
DR. CURRY: Evet, kesinlikle.
AV.: Psikolojik olabilir.
DR. CURRY: Evet.
AV.: Fiziksel olabilir.
DR. CURRY: Evet.
AV.: Tamam.
AV.: Doğrudan sorguda, görüş oluşturmadan önce tedavi kayıtlarını incelemenin çok önemli olduğunu söylediniz, doğru mu?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Hatta bu, yapacağınız ilk şey olur, doğru mu?
DR. CURRY: Her zaman ilk değil ama değerlendirmeye dahildir.
AV.: Sayfa 261’e (260’tan başlayan soruyla) bakalım… “19 Şubat 2021’deki beyan zamanı itibarıyla bunlardan herhangi birini inceleyip incelemediğinizi hatırlıyor musunuz?” Cevabınız: “Kesin söyleyemem; normal prosedürüm gereği önce tedavi kayıtlarını incelerdim.” Bunu yemin altında söylediniz mi?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Tamam.
AV.: Şimdi, sınırda ve histriyonik kişilik bozukluğu ile ilgili görüşünüz… Siz Amber Heard’e DSM-5 tanısı koymadınız; doğru mu?
DR. CURRY: Bu doğru değil.
AV.: Aslında raporunuz “Ms. Heard, sınırda ve histriyonik kişilik bozukluğunun birleşik psikolojik belirtilerini göstermektedir” diyor; katılır mısınız?
DR. CURRY: Evet, bunu söyledim—hangi tarihteki beyan?
AV.: 18 Ocak; o rapor dahildi.
DR. CURRY: Evet.
AV.: Ve o zaman böyle söylediniz, doğru mu?
DR. CURRY: Evet; biraz daha fazlasını da söyledim.
AV.: Şöyle dediniz (alıntı): “Görüşme, davranış gözlemleri, psikometrik testler ve kayıtların incelenmesine dayanarak Ms. Heard, BPD+HPD birleşik belirtilerini göstermektedir.” Bu, DSM-5 tanısıdır; metinde “DSM-5’e göre tanı koyduğunuzu” açıkça yazmıyor, değil mi?
DR. CURRY: Yazı farklı bir semantikle bunu söyler—sizin şimdi kullandığınız kelimeleri kullanmıyor.
AV.: Dr. Rocky Pennington… “Durduk yere Amber’ın Rocky Pennington’ı vurduğunu” söylediniz, doğru mu?
DR. CURRY: Tam ifademi hatırlamıyorum; Ms. Pennington’ın “Ms. Heard’ün yüzüne vurduğunu” söylediğini aktardım.
AV.: Aslında Ms. Pennington, “Amber’a vurduğunu; karşılık olarak Amber’ın ya ittiğini ya tokat attığını” söyledi, doğru mu?
DR. CURRY: Hatırlamıyorum.
AV.: Bu önemli bir ayrım değil mi?
DR. CURRY: Benim hatırladığım, iki yönlü bir şiddet olduğuydu. Ben sadece Ms. Heard’ü değerlendiriyorum.
AV.: Ama doğrudan sorguda bunu, görüşünüzde bir faktör olarak söylediniz, doğru mu?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Peki ilk vuran Amber mıydı yoksa karşılık mı verdi—bu fark etmez miydi?
DR. CURRY: Dinamiğe göre, zorunlu değil.
AV.: Yani şimdi Rocky–Amber dinamiklerinde de uzmansınız…
AV.: Dr. Cowan’a geçelim… Kayıtları, mesajları, belgeleri incelediniz ve ifadesine de katıldınız, doğru mu?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Dr. Cowan’ın, Amber’ın olaylarla eşzamanlı olarak “Depp’in fiziksel istismarını” anlattığına tanıklık ettiğini hatırlıyor musunuz?
DR. CURRY: Kelimeleri tam hatırlamıyorum; istismarı tedavide ifşa ettiğini söylediğini hatırlıyorum.
AV.: “Johnny bu gece beni fena hâle getirdi… güvenli yerdeyim ama yardıma ihtiyacım var” mesajını aldığını söyledi; hatırlıyor musunuz?
DR. CURRY: İfadeyi hatırlamıyorum; o mesajı deliller arasında gördüm.
AV.: “Johnny dün gece beni bayağı dövdü” mesajını da…
HÂKİM: Teşekkürler—itiraz yerinde.
AV.: Bunu hatırlıyor musunuz?
DR. CURRY: İfadeyi hatırlamıyorum; fakat böyle bir sergi (ek) olduğunu hatırlıyorum.
AV.: Dr. Cowan’ın “Amber’a inandığını ve art niyeti olmadığını düşündüğünü” söylediğini hatırlıyor musunuz?
DR. CURRY: Hatırlamıyorum; olmadı demiyorum.
AV.: “İlişki toksikti; Amber’ın fiziksel iyiliği için endişeliydim” dediğini hatırlıyor musunuz?
DR. CURRY: “Toksikti” dediğini hatırlıyorum; diğerini kelimesi kelimesine hatırlamıyorum.
AV.: Mr. Depp’i “kontrolcü doğa, kıskançlık/kuşkuculuk, madde ve alkol bağımlılığı, öfkeli/şımartılmış mizaç” diye tanımladığını?
DR. CURRY: Bir tedavi sağlayıcısının başka bir kişi hakkında böyle bir kanaat belirtmesinin uygun olmayacağını düşündüğümü hatırlıyorum; bunu söylediğini de hatırlıyorum.
AV.: “İterse, Amber karşılık verir; provokatör olduğu izlenimini hiç almadım; de-eskalasyonda zorlandığını söyledi” dediğini?
DR. CURRY: Evet.
AV.: “İtti demedi; ‘beni itti, hemen kalktım’ dedi” şeklinde?
DR. CURRY: Ms. Heard’ün ona bunu söylediğini aktardığını hatırlıyorum.
AV.: “Bunu mecazi yorumladım; biri ona gelince o da benzer şekilde karşılık veriyor; sözle ya da kendini savunuyor” dediğini?
DR. CURRY: O minvalde bir şeyler hatırlıyorum.
AV.: “Amber’ın fiziksel istismar bildirdiğinde ona inandığını” açıkça söylediğini?
DR. CURRY: Bunu söyleyip “terapist danışanın sözüne inanır” diye eklediğini hatırlıyorum.
AV.: Amy Banks…
DR. CURRY: Evet.
AV.: Dr. Cowan kırk yıldır klinik psikolog, doğru mu?
DR. CURRY: Emin değilim.
AV.: İfadesinde böyle dedi; hatırlamıyor musunuz?
DR. CURRY: Hatırlamıyorum.
AV.: Amber’ı 2014 Ağustos’tan 2016’ya, iki yılı aşkın gördü, doğru mu?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Ve “Amber’a BPD tanısı koymadığını” söyledi; hatırlıyor musunuz?
DR. CURRY: “Tanı kullanmam” dedi; evet, hatırlıyorum.
AV.: Notlarında yazmasına rağmen sonra elediğini söyledi, doğru mu?
AV.: (Yaklaşım talebi)
AV.: Dr. Banks bir psikiyatrdır, doğru mu?
DR. CURRY: Doğru.
AV.: Georgetown tıp; Harvard psikiyatri eğitimi?
DR. CURRY: Sanırım; yüzde yüz emin değilim.
AV.: Massachusetts’te psikiyatrist; Amber, Avustralya olayından sonra ilişkiyi düzeltmek için ona başvurdu, doğru mu?
DR. CURRY: …
AV.: Dr. Banks’in ifadesine de katıldınız, doğru mu?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Dr. Banks’in “ilişkinin şiddete dönüştüğü ve kontrolden çıktığını anladığı”nı söylediğini hatırlıyor musunuz?
DR. CURRY: Tam hatırlamıyorum.
AV.: “Fiziksel kavgalar; madde kullanımı artışı; Amber risk altında hissediyordu”?
DR. CURRY: Hatırlamıyorum.
AV.: “Amber, şiddeti bildirdi; rızaya dayalı değildi”?
DR. CURRY: Ms. Heard’ün şiddet bildirdiğini söylediğini hatırlıyorum; rıza kısmını hatırlamıyorum.
AV.: “Parmak kesilmesi tartışması—kontrolden çıkmış kavgalar” dediğini?
DR. CURRY: Benzer bir şeyi hatırlıyorum.
AV.: “Bir alterkasyonda parmağının bir kısmını gerçekten kesti—işler özellikle kontrolden çıkmıştı” dediğini?
DR. CURRY: Tam o ifadeyi hatırlamıyorum.
AV.: Mr. Depp’in, Ms. Heard ile birlikte Dr. Banks’le seanslara katıldığını hatırlıyor musunuz?
DR. CURRY: Evet; sonra esas olarak Ms. Heard, reçete ve terapi için Dr. Banks’le görüştü.
AV.: “Şiddeti bildiğim için uzaklaştırma kararına şaşırmadım” dediğini hatırlıyor musunuz?
DR. CURRY: Hatırlıyorum—ve tedavi sağlayıcısının şiddetin “vardığını bilmesi” mümkün değildir; yine de bunu söylediğini hatırlıyorum.
AV.: O bir psikiyatrist.
DR. CURRY: Evet.
AV.: “Şiddeti başlatanın Mr. Depp olduğu bana açıktı” dediğini?
DR. CURRY: Hatırlamıyorum.
AV.: “Amber’ın Mr. Depp’in elinden ev içi şiddet kurbanı olduğuna inandığını” sonucuna vardığını?
DR. CURRY: Hatırlamıyorum.
AV.: Laurel Anderson’ın kayıtları ve ifadesini incelediniz, doğru mu?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Amber’ın ona, “Mr. Depp tarafından fiziksel şiddet uygulandığını” bildirdiğini söylediğini hatırlıyor musunuz?
DR. CURRY: Ms. Heard’ün bunu bildirdiğini söylediğini hatırlıyorum.
AV.: Bunun zamanla değiştiğini söylediğini?
DR. CURRY: Özellikle hatırlamıyorum.
AV.: 15 Aralık 2015 sonrası yüzünde morluk gördüğünü?
DR. CURRY: Hatırlamıyorum.
AV.: “Saçını çekti, yüzünü morarttı, bacağını tekmeledi, kafasına vurdu” şeklindeki bildirimi?
DR. CURRY: Ms. Heard’ün ona bunu bildirdiğini ifade ettiğini hatırlıyorum.
AV.: “Mr. Depp beni korkutuyor” dediğini?
DR. CURRY: Özellikle hatırlamıyorum.
AV.: “Amber Heard ev içi şiddet mağdurudur” dediğini?
DR. CURRY: Hatırlamıyorum.
AV.: Bonnie Jacobs… Notlarını incelediniz, doğru mu?
DR. CURRY: Evet.
AV.: İfadenizde, ilk notların “zaten tüm bu belirtilerin mevcut olduğunu” gösterdiğini söyleyip bunları önemsiz gördüğünüzü belirttiniz, doğru mu?
DR. CURRY: “Önemsiz görmedim.”
DR. CURRY: Hatırladığım, Ms. Heard’ün çocukluk istismarıyla ilgili tekrarlayan kâbuslar yaşadığını bildirdiğinin kayda geçtiğiydi.
AV.: İlk not 17.10.2011; bu tarihte Amber, Johnny Depp’le ilişkideydi, doğru mu?
DR. CURRY: Öyle olduğunu sanıyorum.
AV.: Jacobs’ın notlarında, Amber’ın Mr. Depp tarafından fiziksel şiddet bildirdiği birçok kayıt var; doğru mu?
DR. CURRY: “Birkaç” notta böyle bildirim var, evet.
AV.: “Birçok” kez, doğru mu?
DR. CURRY: “Birçok” diye nitelendirmem; kaçtan bahsettiğinizi bilmiyorum.
AV.: Kaç tane hatırlıyorsunuz?
DR. CURRY: Bilmiyorum; notlar önümde değil.
AV.: Peki görüşlerinizde neyi hatırlıyorsunuz?
DR. CURRY: Tarihler kafamı karıştırıyor; Dr. Jacobs’ın Ms. Heard’ü önceki ilişkisindeyken de gördüğünü biliyorum…
AV.: Dr. Curry, konuyu dağıtmayın; kaç kaydı hatırlıyorsunuz?
DR. CURRY: Bilmiyorum.
AV.: Ses kayıtlarını dinlediniz, doğru mu?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Sayın Depp’in, Ms. Heard’e “kafa attığını” kabul ettiğini duydunuz mu?
DR. CURRY: Benim duyduğum o değildi.
AV.: Duymadınız?
DR. CURRY: “Kafa atma” hakkında bir konuşma duydum; sizin dediğiniz gibi “kabul ettiğini” duymadım.
AV.: Tamam; bu sizin yorumunuz.
DR. CURRY: Evet.
AV.: Mutfaktaki videoyu gördünüz mü?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Ms. Heard bunu hayal etti mi, uydurdu mu, yoksa bir şekilde sorumlusu o mu—
HÂKİM: İtirazı sürdürüyorum; sonraki soru.
AV.: Tamam.
AV.: O videoyu izlemek görüşlerinizi nasıl etkiledi?
DR. CURRY: Emin değilim; o, pek çok delil ve yardımcı veriden sadece biriydi; doğrudan etkisini ölçmek zor.
AV.: “Sayın Depp üzerinde herhangi bir muayene yaptınız mı?” sorusuna “hayır” dediniz, doğru mu?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Sayın Depp’in tıbbi ya da psikolojik kayıtlarını da incelemediniz, doğru mu?
DR. CURRY: Mevcut tüm kayıtları inceledim.
AV.: Tıbbi ve psikolojik kayıtları incelediğinizi hatırlıyor musunuz?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Dr. Blaustein’ın Sayın Depp’in “öfkesinden” söz ettiğini hatırlıyor musunuz?
DR. CURRY: Hayır; o notta Ms. Heard’den söz ettiğini hatırlıyorum.
AV.: Dr. Blaustein’ın ifadesi alındı, doğru mu?
DR. CURRY: Hatırlamıyorum.
AV.: “Sayın Depp bana öfke ve şeytanları olduğunu söyledi” dediğini hatırlamıyorsunuz?
DR. CURRY: Hatırlamıyorum.
AV.: “Sayın Depp, karısı Amber’a hoşlanmadığı annesi ya da kız kardeşi gibi bakıyordu” dediğini?
DR. CURRY: İfadesini görmedim; hatırlamıyorum.
AV.: Sayın Depp’in herhangi bir kişilik bozukluğu tanısı alıp almadığını biliyor musunuz?
DR. CURRY: Bu, Ms. Heard’ün değerlendirilmesi görevimle ilgili değil; bilmiyorum; kayıtlarda yoktu.
AV.: Yani Sayın Depp’in kişilik bozukluğu olup olmadığını bilmiyorsunuz.
DR. CURRY: Bu, benim görevim değil.
AV.: IPV failleri—sadakatsizlik suçlamaları, bir fail özelliği olabilir mi?
DR. CURRY: Pek çok şeyin özelliği olabilir; öfkesini partnerine yöneltmek isteyen biri bunu silahlaştırabilir.
AV.: Sayfa 270, satır 3: “Sadakatsizlik suçlamaları, IPV failinin özelliklerinden biri sayılır mı?”—İtirazlar reddedildi—Cevabınız, satır 8: “Olabilir.” Doğru mu?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Partnerini asılsız sadakatsizlik suçlamalarıyla sorgulamak istismarcı olabilir, katılır mısınız?
DR. CURRY: Eğer asılsızsa, olabilir.
AV.: IPV kurbanının psikolojik sonuçları: özsaygı düşüklüğü?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Depresif duygu durum?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Anksiyete?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Korku?
DR. CURRY: Kesinlikle.
AV.: Öz-yeterlikte azalma?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Güçsüz hissetme?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Uyku kaybı?
DR. CURRY: Evet.
AV.: IPV, travmatik bir stresördür; katılır mısınız?
DR. CURRY: Öyledir.
AV.: TSSB’ye yol açabilir, değil mi?
DR. CURRY: Yol açabilir.
AV.: Diğer travma temelli bozukluklara da?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Amber’ın psikolojik muayenesinde işbirlikçiydi, doğru mu?
DR. CURRY: Evet; işbirlikçi ve nazikti.
AV.: İki tam gün boyunca nazikti ve tüm sorularınızı yanıtladı—lise arkadaşlıkları hakkında sorduğunuzda kaşlarını çattığı bir durum dışında, doğru mu?
DR. CURRY: Bu doğru değil.
AV.: Sayfa 275 (274’ten bağlamla): “Nazik miydi?”—“Evet.” “İşbirlikçi miydi?”—“Evet.” “Sorularınızı yanıtladı mı?”—“Çoğunlukla evet.”
AV.: 275, satır 4–5: “Herhangi bir anda kavgacı, soğuk ya da öfkeli oldu mu?” Cevabınız: “Bir durumda sinirli göründü; öne kapanma, iddialı ton, kaş çatma—lisedeki arkadaşlıklarla ilgili tutarsız veriye ilişkin takip sorularım sırasında. Bunun dışında çok nazikti.” Bu doğru mu?
DR. CURRY: O zamanki cevabımdı; az önce sorduğunuz soruyla tutarsız.
AV.: Ve kabul eder misiniz ki, Mr. Depp’in avukatları tarafından bir yıldan fazla önce tutulmuş bir bilirkişiyle muayeneye çıkmak biraz stresli olabilir?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Ve üstelik Mr. Depp’in ekibinin ilettiği, “Amber Heard’ü yalancı ve istismar faili” olarak nitelediğinizdi, doğru mu?
DR. CURRY: Öncelikle, beni Mr. Depp değil, avukatları tuttu. Adli bağlamda her muayene edilen kişide stres beklenir.
AV.: Bütün IPV faillerinde öfke yönetimi sorunları vardır, katılır mısınız?
DR. CURRY: Evet.
AV.: IPV faillerinin büyük bir kısmında madde kötüye kullanımı vardır?
DR. CURRY: Hayır. Korelasyonlardan biridir; ama madde sorunu olmayan IPV failleri de çoktur.
AV.: 131, satır 17… “Tedavi ettiklerinizin yüzde kaçı IPV faili?”—“%5.” “Bu %5’in kaçı madde sorunu?”
AV.: Cevabınız: “Deyim yerindeyse büyük bir kısmı.” Doğru mu?
DR. CURRY: Evet; teşekkürler.
AV.: Failin kurbanı “gaslighting” yapması yaygındır; kurbanı fail olmakla suçlar—katılır mısınız?
DR. CURRY: Soruyu tekrar eder misiniz?
AV.: Gaslighting yaygındır, katılır mısınız?
DR. CURRY: Psikolojik istismarın bir özelliğidir.
AV.: Ve kurbanı fail olmakla suçlamaları?
DR. CURRY: Kadınların erkeklere uyguladığı istismarda çok yaygındır; IPV erkek kurbanlarının ~%90’ı, kadın partnerlerinin “seni ihbar ederim” tehdidini bildirmiştir. Erkeklerin kadınlara bunu demesi daha az yaygındır.
AV.: Ancak kişilik temelli IPV senaryolarında gaslighting çoğu zaman mevcuttur, doğru mu?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Kurban için suçlanmak sarsıcıdır.
DR. CURRY: Kesinlikle; çok korku yaratır.
AV.: Çok sıkıntı yaratır.
DR. CURRY: Kesinlikle, evet.
AV.: Kendilerini yanlış suçlanmış hissederler.
DR. CURRY: Evet.
AV.: Paranoyak hissederler.
DR. CURRY: Evet.
AV.: Korkarlar.
DR. CURRY: Evet.
AV.: Herkesin failin sözlerine inanacağından korkarlar.
DR. CURRY: Evet.
AV.: Güvenliklerini kaybedeceklerinden korkarlar…
DR. CURRY: “Güvenlik”ten ne kastettiğinizi açar mısınız?
AV.: O hâlde itibarlarını kaybedeceklerinden korkarlar.
DR. CURRY: Evet.
AV.: Tamam.
AV.: Testlere gelelim. MMPI-2’den söz ettiniz; ama bu en güncel MMPI değil, öyle mi?
DR. CURRY: Hayır; fakat en çok araştırılmış olan.
AV.: MMPI’da sadece tek bir bölümde yüksek skorlar vardı, doğru mu?
DR. CURRY: Doğru değil.
AV.: K (savunma) bölümü, doğru mu?
DR. CURRY: Doğru değil.
AV.: 65’in üzerinde klinik ölçek var mıydı?
DR. CURRY: Bakmam gerekir; 25 sayfalık bir yorum dökümü sundum; açarsanız tek tek aktarırım.
AV.: Otururken 65+ klinik ölçek hatırlıyor musunuz?
DR. CURRY: Yüzlerce ölçek var; açarsanız güvenle yanıtlarım.
AV.: MMPI-2’de ölçekler yükselmemişse patolojik tanı koyamayacağınız doğru mu?
DR. CURRY: Katılmıyorum.
AV.: Amber’ın yanıtlarından biri “kendimi güvende hissetmekte zorlanıyorum” idi; doğru mu?
DR. CURRY: Hangi test? MMPI-2 mi? 567 madde; sonuçları görmem gerek.
AV.: Travmanın ortak belirtisi değil midir “güvende hissetmemek”?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Mağdur kadınlarda yaygındır.
DR. CURRY: Kadınlarda ve erkeklerde.
AV.: Özellikle cinsel mağdurlarda.
DR. CURRY: Her tür mağduriyette olabilir.
AV.: “Güvenmek zor”—IPV ilişkili travmanın bir sonucu, doğru mu?
DR. CURRY: Evet.
AV.: “Hafıza sorunları”—Amber “boşluklarım var” dedi; hatırlıyor musunuz?
DR. CURRY: Hatırlıyorum; fakat onun anlatımı tipik travma hafıza sorunlarından farklıydı.
AV.: DSM-5’te TSSB ölçütleri arasında “travmatik olayın önemli bir yönünü hatırlayamama” var, doğru mu?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Hafıza problemleri TSSB’nin semptomudur?
DR. CURRY: Belirli tür hafıza sorunları, evet.
AV.: Amber, ilk istismar olayının ne zaman olduğunu söylüyor?
DR. CURRY: İlişkinin erken döneminde olduğunu söyledi.
AV.: Dövmeyle ilgili bir şeydi, öyle mi?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Dört yıl tekrarlayan IPV’ya maruz kalan birinin semptomları olabilir, doğru mu?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Şiddetli anksiyete?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Depresif ya da irritabl haller?
DR. CURRY: Gerçek travmada daha kalıcıdır; geçici hallerden az.
AV.: Mahremiyet/ilişki sorunları?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Bunları kişilik bozukluğuna da atfettiniz, doğru mu?
DR. CURRY: Evet; bazı temel farklarla.
AV.: MMPI profillerinden—bu, onun için abartılmış bir profil değil, doğru mu?
DR. CURRY: Hayır; benzersiz olan şu: Objektif geniş bant ölçümlerde minimize eden skorlar verdi. Travmaya özgü testlerde aşırı abartılar görüldü.
AV.: 337, satır 7—“Bu, onun için abartılmış bir profil değil, doğru mu?” Cevabınız: “Hayır, abartılmış bir profil değil.” (MSI) Doğru mu?
DR. CURRY: Evet.
AV.: Profil, simülasyonla tutarlı değil, doğru mu?
DR. CURRY: Bu test özelinde savunmacı profildi; abartılmış değil.
AV.: “Simülasyonla tutarlı değil” diye yanıt verdiniz, doğru mu?
DR. CURRY: Doğru.
AV.: Bugün yemin altında ifadeniz şu mu: Ms. Heard’ün, Mr. Depp’le ilişkisi bağlamındaki davranışları—istismar dâhil—hakkında tanıklık etmeniz sizden istenmedi?
DR. CURRY: Doğru.
AV.: “Ms. Heard, Mr. Depp’e istismar uyguladı” ya da “Mr. Depp, Ms. Heard’e istismar uyguladı” şeklinde bir görüşünüz yok, doğru mu?
DR. CURRY: Doğru; psikolojinin kapsamı dışı.
AV.: Mr. Waldman’ın Mr. Depp adına yaptığı iddia edilen iftira beyanları nedeniyle Amber Heard’ün duygusal sıkıntı yaşayıp yaşamadığına dair tanıklık edemezsiniz, doğru mu?
DR. CURRY: Şunu söyleyebilirim: Mr. Depp’le olduğundan beri psikolojik işlevsellikte bir düşüşe işaret eden zarar göstermedim.
AV.: Bir yönde ya da diğer yönde tanıklık edemezsiniz, doğru mu?
AV.: (Yaklaşım talebi)
HÂKİM: …
AV.: Dr. Curry, raporunuzda hiçbir yerde “Ms. Heard’ün iftira niteliğindeki beyanlar sonucunda duygusal sıkıntı yaşayıp yaşamadığı”na dair bir görüş sunmadınız; doğru mu?
DR. CURRY: Doğru.
AV.: Teşekkür ederim; sorum yok.
HÂKİM: Yeniden sorgu.
AV. (DAVACI VEKİLİ): Dr. Curry, az önce simülasyondan söz edildi; MMPI-2’ye atıf yapıldı. Simülasyona ilişkin başka bir test kullandınız mı?
DR. CURRY: Evet. “Malingering” niyet ima ettiği için dikkatli kullanırız; “feigning” (numara yapma) terimini tercih ederim. MMPI-2’de abartı yoktu; ayrıca CAPS-5 uyguladım—onda kaba abartı belirtileri vardı. Dr. Hughes’un testlerinde, travmada kasıtlı abartı ölçeğinde Ms. Heard 98. yüzdelikteydi—aşırı abartı gösteriyordu.
AV. (DAVACI VEKİLİ): Teşekkürler.
AV. (DAVACI VEKİLİ): Az önce “IPV ile ilişkili ilişki güçlükleri” ile “kişilik bozukluğu” farkları dediniz. Nedir?
DR. CURRY: Kişilik bozukluklarında saldırganlık/irritabilite tutarlı bir örüntü ve tırmanıcıdır; terk tehdidi, algılanan küçümseme, uzaklaşma, ilgi kaybında tetiklenir. TSSB’de irritabilite düşük, sabit ya da rastgele olabilir; kadın IPV mağdurlarında daha çok somatik şikâyetler, depresyon, korku/anksiyete görürüz.
AV. (DAVACI VEKİLİ): “Tedavi sağlayıcılar hastayı sözünde almak zorundaydı” dediniz; ne demek?
DR. CURRY: Terapist, değerlendiriciden farklıdır; danışanın iyiliği için savunucudur. Bu nedenle tedavi edicinin, bir suç/istismar olup olmadığının hükmünü vermesi etik dışıdır. Ms. Heard’ün sağlayıcılarının çoğu sadece Ms. Heard’ü gördü; Mr. Depp’i hiç değerlendirmediler. Bu yüzden formal psikiyatrik kanaat bildirmek yerine “danışan bildirdi, gördüm, plan buydu” gibi olgusal kalmak gerekir.
AV. (DAVACI VEKİLİ): Dr. Cowan, Dr. Banks, Dr. Anderson—hepsi tedavi edendi ve Amber Heard’ü sözünde almak zorundaydı, doğru mu?
DR. CURRY: Evet.
AV. (DAVACI VEKİLİ): Teşekkürler, başka sorum yok.
HÂKİM: Bu tanık tekrar çağrılabilir statüsünde mi?
AV.: Evet.
HÂKİM: Dr. Curry, lütfen ifadenizi kimseyle konuşmayın ve bu konuda hiçbir şey izlemeyin.
DR. CURRY: Tamam.
HÂKİM: Teşekkür ederiz.
HÂKİM: Hanımefendiler ve beyefendiler, on beş dakikalık öğleden sonra arası verelim; lütfen dışarıda araştırma yapmayın ve kimseyle konuşmayın.
HÂKİM: Tamam.
HÂKİM: 15:20’ye kadar ara. Sıradaki tanığınız depozisyonla, doğru mu? Sizi hazırlayacağız.
AV.: Teşekkürler.
HÂKİM: Jüri gelmeden önce 15:20’de geri döneceğiz; delillerinizi konuşacağız.
HÂKİM: Teşekkürler.
- STANDARD 3.05 – ÇOKLU İLİŞKİLER (Multiple Relationships)
(a) Bir çoklu ilişki, bir psikoloğun bir kişiyle profesyonel bir rol içindeyken aynı zamanda aşağıdaki durumlardan biriyle karşılaşması halinde ortaya çıkar:
Aynı kişiyle eşzamanlı olarak başka bir rol içinde bulunmak,
Aynı anda, psikoloğun profesyonel ilişkide olduğu kişiye yakın, onunla ilişkili veya bağlantılı bir kişiyle bir ilişki içinde olmak,
Gelecekte, o kişiyle ya da o kişiye yakın biriyle başka bir ilişkiye girmeyi vaat etmek.
Bu maddenin ilk paragrafı, hem psikologlara hem de kamuoyuna “çoklu ilişkinin ne anlama geldiğini” açıklamaktadır.
Psikologlara danışmanlık yaparken sık karşılaşılan yanlış anlamalardan biri, çoklu ilişkilerin tanımı gereği etik dışı olduğunun sanılmasıdır. Oysa Standard 3.05’in ikinci paragrafı bu durumun yanlış olduğunu açıkça belirtir.
Yani yalnızca bir ilişkinin “çoklu ilişki” tanımına girmesi, onun otomatik olarak etik dışı olduğu anlamına gelmez.
Bir ilişkinin etik açıdan uygun olup olmadığını değerlendirebilmek için ikinci paragrafta bir ölçüt (test) sunulur:
Bir psikolog, eğer bir çoklu ilişkinin; nesnelliğini, yetkinliğini veya psikolog olarak görevini etkili biçimde yerine getirme becerisini makul ölçüde zedeleyebileceği ya da profesyonel ilişkide bulunduğu kişiye istismar veya zarar riski yaratabileceği bekleniyorsa, o çoklu ilişkiye girmekten kaçınmalıdır. ↩︎ - Epistemik Etik (Epistemic Ethics): Bilginin nasıl üretildiği, paylaşıldığı ve değerlendirildiği süreçlerdeki etik sorumlulukları inceleyen felsefi ve bilimsel bir kavramdır. Epistemik etik, yalnızca “doğru bilgiye ulaşmayı” değil, aynı zamanda bilgi üretiminde önyargı, güç ilişkileri, çıkar çatışması veya temsil sorunlarının farkında olmayı gerektirir. Psikoloji ve bilim felsefesi bağlamında, epistemik etik; “bilginin doğru olması kadar, adil ve dürüst biçimde üretilip sunulması” ilkesini temel alır. ↩︎
