Çocuklarda duygu farkındalığı
Bu paylaşımı, çocuklarla çalışan terapistlere ve çocukların duygusal farkındalığını günlük yaşamda desteklemek isteyen ailelere yardımcı olmak için hazırlıyorum. Çocukların duygularını düzenlemekte zorlandıkları anlarda en sık duyduğum cümlelerden biri şu oluyor: “Bir anda oldu.” Oysa çoğu zaman bu “bir an”, öncesinde yavaş yavaş dolan bir sürecin sonucu. Bu etkinlik, tam da bu süreci görünür kılmayı hedefliyor.
Çocuklar, yaşadıkları duyguların yoğunluğunu her zaman fark edemezler. İçeride biriken duygular, fark edilmediğinde davranışlar üzerinden kendini gösterir. Bu çalışma, çocuğun kendi iç dünyasına bakabilmesi için basit ama etkili bir araç sunar. Bardak metaforu, soyut bir kavram olan duygusal yükü somutlaştırır ve çocuk için anlaşılır hale getirir.
Bu etkinliği kullanırken amacım, çocuğa “kendini kontrol etmeyi öğretmek” değil; kendini fark etmeyi öğrenmesine eşlik etmektir. Çünkü farkındalık olmadan düzenleme mümkün olmaz.
Etkinliğin Temel Fikri
Bu çalışmada bardak, çocuğun duygusal kapasitesini temsil eder. Bardaktaki çizgi ise o anda duyguların ne kadar yer kapladığını gösterir. Çocuktan, bardağın ne kadar dolu olduğunu düşünmesi ve bunu bir çizgiyle ifade etmesi istenir. Ardından, bardağın içine ya da çevresine hissettiği duyguları yazması ya da çizmesi beklenir.
Burada önemli olan, çizginin “doğru yerde” olması değil; çocuğun kendi deneyimine kulak verebilmesidir. Bardak dolu da olabilir, neredeyse boş da. Her iki durum da geçerlidir.
Etkinlik Nasıl Uygulanır?
Çocukla birlikte sakin bir ortamda bir kâğıt ya da defter alınır. Bardak çizilir ve şu tür yönlendirmeler yapılabilir:
- “Şu an içindeki duygular bardağın neresine kadar dolu gibi?”
- “Bardağın içinde hangi duygular var?”
- “Bu duygular sana bedeninde neler yaptırıyor?”
Çocuk isterse kelimelerle, isterse renklerle ya da şekillerle ifade edebilir. Bu aşamada yetişkinin görevi, düzeltmek değil merakla dinlemektir.

Duygu Bardağı Doluyken Neler Olur?
Duygular biriktiğinde, çocuğun sosyal ilişkileri de etkilenebilir. Küçük bir hayal kırıklığı büyük bir öfkeye, ufak bir uyarı yoğun bir üzüntüye dönüşebilir. Bu noktada çocuk “kötü davrandığı” için değil, bardağı zaten dolu olduğu için zorlanır.
Bu durumu çocukla konuşurken genellikle şöyle çerçeveliyorum:
“Bardak doluyken her şey daha zor gelir.”
Bu ifade, hem suçlayıcı değildir hem de çocuğun yaşadığını anlamlandırmasına yardımcı olur.
Duygu Bardağını Boşaltmanın Yolları
Bu etkinliğin en kıymetli kısmı, çocuğun kendi rahatlama ve baş etme yollarını fark etmesidir. Bardak dolduğunu fark ettiğimizde neler yapabileceğimizi birlikte düşünürüz. Çocuklar için bu yollar oldukça çeşitlidir:
- Biriyle duygular hakkında konuşmak
- Sarılmak
- Resim yapmak
- Günlük yazmak
- Oyun oynamak
- Hareket etmek
- Müzik dinlemek ya da şarkı söylemek
Burada amaç “en doğru yöntemi” bulmak değil; çocuğun kendine ait işe yarayan yolları keşfetmesidir.
Yetişkinler İçin Küçük Bir Hatırlatma
Çocukların duygularını fark etmeleri ve ifade etmeleri zaman alır. “Abartıyorsun” ya da “Buna üzülünür mü?” gibi cümleler, bardağın daha da dolmasına neden olabilir. Bunun yerine:
“Sanırım şu an bardağın biraz dolu”
demek, çocuğun kendini anlaşılmış hissetmesini sağlar.
Ben bu etkinliği, çocukların duygularını bastırmayı değil; duygularıyla ilişki kurmayı öğrenmeleri için kullanıyorum. Çünkü duygular fark edildiğinde ve paylaşıldığında hafifler. Bardak da ancak o zaman gerçekten boşalabilir.
