çocuk ergen psikiyatri psikoloji

Duyguları Yüzlerle Tanımak: Çocuklar İçin Basit ama Etkili Bir Çalışma

Çocuklarda duyguları tanıma

Bu paylaşımı, çocuklarla çalışan terapistlere ve evde çocuğunun duygusal gelişimini desteklemek isteyen ailelere yardımcı olabilmek için hazırladım. Klinik çalışmalarda da ev ortamında da sıkça gördüğüm bir durum var: Çocuk duyguyu yaşıyor ama ona bir isim veremiyor. İşte bu tür yüz–duygu eşleştirme ve boyama çalışmaları, tam olarak bu noktada çok işlevsel bir kapı aralıyor.

Duyguları konuşabilmek için önce onları tanımak gerekiyor. Çocuklar için bu tanıma süreci çoğu zaman soyut kelimelerle değil, yüz ifadeleri, beden duruşları ve görsel ipuçlarıyla daha kolay gerçekleşiyor. Bu etkinlik, çocuğun hem eğlenerek hem de farkında olmadan duygusal kelime dağarcığını genişletmesine yardımcı oluyor.

Bu çalışmayı kullanırken hedefim, çocuğun “doğru duyguyu söylemesi” değil; kendi içinden gelen deneyimi fark etmesi. Bir yüzü mutlu diye boyaması da, üzgün sandığı bir yüzü kırmızıya boyaması da kıymetli. Çünkü asıl mesele sonuç değil, duyguyla temas.

Çocuklarda duyguları tanıma

Etkinlik: Duyguların Yüzlerini Boyayalım

Bu etkinlikte çocuktan, farklı yüz ifadelerini incelemesi ve her bir yüzü istediği renkte boyaması istenir. Çalışma bir defterde, bir kâğıtta ya da terapötik materyal olarak kullanılabilir.
Önemli olan, çocuğun acele ettirilmemesi ve “bu doğru mu?” baskısına maruz bırakılmamasıdır.

Boyama sırasında ya da sonrasında şu tür sorular oldukça işlevseldir:

  • “Bu yüz sana ne hissettiriyor?”
  • “Bu duyguyu daha önce yaşadın mı?”
  • “Bu duygu geldiğinde bedeninde neler oluyor?”

Bu sorular, çocuğun duygu–beden–düşünce bağlantısını kurmasına yardımcı olur.

Çocuklarda duyguları tanıma

Duyguları Etiketlemek Neden İşe Yarıyor?

Bir çocuğun yaşadığı duyguyu bir yetişkin tarafından doğru ve sakin bir şekilde etiketlenmiş duyması, güçlü bir düzenleyici etki yaratır.
“Şu an biraz hayal kırıklığına uğramış gibisin” ya da
“Galiba kafan karıştı” gibi ifadeler, çocuğun kendini anlaşılmış hissetmesini sağlar.

Duygular etiketlendiğinde:

  • çocuk duyguyu sahiplenebilir,
  • duygunun geçici olduğunu fark edebilir,
  • kontrol edilemez bir şey yaşamadığını hisseder.

Bu, hem terapi sürecinde hem de ebeveyn–çocuk ilişkisinde güven duygusunu artırır.

Çocuklarda duyguları tanıma

Yetişkinler İçin Küçük ama Kritik Bir Hatırlatma

Çocukları zor duygulardan tamamen korumaya çalışmak çok anlaşılır bir istektir. Ancak korku, hayal kırıklığı, üzüntü, öfke gibi duygular da sağlıklı gelişimin bir parçasıdır. Bu duygularla hiç karşılaşmayan bir çocuk, ilerleyen yaşamda stresle baş etmekte daha fazla zorlanır.

Bu nedenle amaç, çocuğun zor duygular yaşamaması değil; bu duygularla yalnız kalmamasıdır.
“Bunu hissetmemen lazım” yerine
“Bunu hissetmen anlaşılır” diyebilen bir yetişkin, çocuğun iç dünyasında çok güçlü bir düzenleyici rol üstlenir.

Duyguları Bastırmak Yerine Onlara Alan Açmak

Çocuklar da yetişkinler gibi, duyguları görmezden geldiklerinde rahatlamazlar. Aksine, ifade edilemeyen duygular birikir ve çoğu zaman davranış yoluyla kendini gösterir. Bu nedenle bu tür çalışmalar, yalnızca bir etkinlik değil; duygularla sağlıklı bir ilişki kurmanın ilk adımıdır.

Ben bu etkinlikleri; çocuğun “yanlış hissettiğini” değil, insan olduğunu fark etmesi için kullanıyorum. Çünkü duygular olmasaydı, gerçekten de bir robot olurduk.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir